23 Mart 2015 Pazartesi

NUTELLAYLA NELER YAPILABİLİR?

Herkesin damak zevki farklıdır. Kimisi sever kimisi sevmez fakat ben nutellaya bayılırım. :) (fazlası kilo!!)
Nutellayı sabah kahvaltılarda ekmeğimize sürerken  ya da elimizde kaşıkla dibini sıyırırken bulduk kendimizi hep. Peki bu nutellayla başka ne yapılabilir?
Bence beş çayına eşlik edebilir :)) 
Ya da.. Daha fazlasına ne dersiniz?






























SALONUNUZU FARKLILAŞTIRMAK SİZİN ELİNİZDE!

Evin hemen hemen her odası önemlidir. Fakat genelde misafirlerinizin oturduğu, sohbet ettiğiniz yer salonunuzdur. Oturduğunuz semtte var mıdır bilemem. Tabi dolaşmak, iyice araştırmak lazım. Salonunuzda klasik değil de daha farklı bir şeyler istiyorsanız size internetten bulduğum bir kaç değişik mobilya tasarımını göstereceğim. Aynısını bulamasanız bile benzerini almak ya da o modele yakın bir şeyler bulmak sizin elinizde! 








22 Mart 2015 Pazar

ELBİSE ÇEKİLİŞİ VAR!

Görüldüğü gibi blogumu yeni açtım. 2 tane takipçim var, daral geldi yahu..
Bende i çekilişe başvurdum.
Öncelikle elbisede kesinlikle yırtık, leke yok. 
Koyu mavi, küçük puantiyeli, yandan fermuarlı ne çok uzun ne çok kısa. (Boyunuza göre değişebilir tabi) 
Günlük hayatınızda ya da herhangi küçük kutlamalarda rahatlıkla giyebilirsiniz.
Herhangi bir renk oynaması falan yok. Fotoğrafta aynen görüldüğü gibi. Kendinize ya da yakınlarınıza hediye alabilirsiniz.
Çekilişin şartlarına gelirsek;
- Bloguma abone olmanız yani takip etmeniz. Ve blogunuzda blogumu bir kerelik abone olunması için paylaşmanız.
- Şuan itibariyle 24.03.2015 saat 00:00' de son bulacaktır. Çekilişin bittiği gün takipçi sayıma ve blogunda paylaşanlara bakarak o an kafamdan bir rakam belirleyip takipçi sıralamasına göre isim belirleyip elbiseyi kişinin adresine göndereceğim. Umarım beğenirsiniz.
Not: sormak istediklerinizi yorum atabilirsiniz.
Bedenimiz;


Ve Elbisemiz;



Arkası.


Fermuar detayı.






KENDİN YAP - KULLANILMAYAN DANTELLERLE NELER YAPILABİLİR?

Bilirsiniz ki annelerimizin, anneannelerimizin dantelleri meşhurdur fakat bence yeni nesilin bu taraklarda bezi yok. Bu kadar danteli ne yapabiliriz diyorsanız eğer illa masa örtüsü olarak kullanmak zorunda değilsiniz. Kotu genelde herşeyde kullanırız. Şort olsun bluz olsun. Özellikle kot gömleklere eklenen boncuklar, metaller çok moda oldu. Siz biraz daha farklı olmaya ne dersiniz?
İnternetten bulduğum örnekler umarım işinizi görür. Tasarımı size kalmış artık :)







21 Mart 2015 Cumartesi

DAMAT FİNCANI YAPALIM O ZAMAN :)))

Yeni trendlerden biri damadın kahve fincanını süslemek oldu. İnternette bir sürü değişik yazılar, çizimler ver hepside harika. Umarım banada nasip olur. Öncellikle seçeceğiniz fincan ve tabağı belirleyin. Eğer Yazıyı biraz uzun istiyorsanız geniş tabaklı bir fincan almalısınız fakat kısa ve öz istiyorsanız klasik beyaz bir kahve fincanı alabilirsiniz. Siyah beyazın şıklığı her ne kadar güzel olsa da rengarenk çizimler ya da renkli iki renk hoş olabilir diye düşünüyorum. 
Çizimi yaparken yanınıza ıslak mendil almayı unutmayın ufak bir hatada işinize yarayacaktır. Kalem olarak; Asetatlı kalem ( cd kalemi de deniyor) ve yazılarınız çıkmıyor. bundan sonrası hayal gücünüze kalmış kızlar.
İnternetten bulduğum bir kaç fincanı paylaşacağım belki işinize yarar.






BARDAK TUTKUSU

Şu sıralar cupcake modelli herşey moda. Özellikle de mutfak eşyaları. Tabaklar, bardaklar hatta sabunluklar bile. Yeni evlenecek olan çoğu bayanın çeyizinde mevcut. Bende Kipa ve Özdilek alışverişimde kendi renkli bıcır bıcır iki bardak aldım. Kesinlikle öneririm ayrıca fiyatları 2-3 tl' yi geçmiyor. Mutfağınızı renklendirmek sizin elinizde









YAZ YAKLAŞIYOR!

Nisan, Mayıs derken yaz yaklaşıyor.. Yaz güzel, hoş fakat şortlar, askılılar biraz düşündürüyor bayanları. Hele ki bikini, mayo. Kalçaları fazla bayanların çoğu bikini giyerken zorlanıyor. İyice kapansın istiyor arkası. Vintage bikini'lere ne dersiniz peki?
Belki baya olmuştur fakat ben yeni keşfettim. Tam istediğim gibi. Bayıldım. Kalça bölümünü çok iyi kapıyor ayrıca modeller, renkler şahane!
Oturduğunuz yerde bulur musunuz bilemem ama 'rosewe' adlı yabancı alışveriş sitesinde var. Bir göz atmaya ne dersiniz?



20 Mart 2015 Cuma

SİVİLCE SEVİLMEYİNCE

Bu sivilce denen illete daha 14 yaşımda yakalanmıştım. O zamanlar orta son (8. Sınıf) idim. Tek tük alnımda çıkan minik sivilceler her ne kadar batsa dahi yüzümün bebekliğini götürmüyordu. Fakat ne yazık ki tam da liseye başlayacağım yaz zamanları yüzüm namı değer ‘sivilce patlat oyununda ki çocuk’tan farksızdı. Aynayla yatıp aynayla kalkmak farz olmuştu o seneler. Fakat liseye başladığım zamanlar o sivilceler azdı kudurdu yarabbi! Yok, hastane hastane ne kadar gezsem dahi geçmedi. En sonunda üniversitelerden birine gittik fakat kalkıp reçeteye ‘devlet hastanesinin’ verdiği o lanet olası jelden verince umudumu daha o an kaybettim. Hayır, bir de utanmadan bunları kullan geçer diyor. Ulan onlardan evde 5 tane var. Utanmasam o jel adına dükkan, fabrika açacağım! Ya açıkçası bende herşeyi düzgün kullananlardan değilim. Fakat yüzümün geçmesi için değer ulan! Dedim. Fakat jel üzerine kremi sürüp sabah okula giderken o jeli yüzümden çıkarana kadar uğraş anam uğraş! Yüzüm suyla imtihana girdi sanarsın. Yok, anam ne kadar ilaç varsa bıraktım. “Oluruna bırakayım ben doğal güzelim huh!!” Desem bile öbür günü ağlayıp okula gitmediğim günleri bilirim. Herkes ayrı telden bir şey çalıyordu. Kimi ‘soğan suyu iç kız soğan’ He oldu lavaboyla imtihana gireyim. Kimi ‘ay valla bir tarif var benim arkadaşın yüzü gözükmüyordu sivilceden ondan bir içti oldu manken öbür günü 30 kişi çıkma teklifi etti’ gibi. Ki en son olan büyük ihtimal kıymetlisinden salladığı bir olay. He deyip geçtim. Manken olmuşta bilmem ne. Hayal gücünü sikiim. Tövbe yarabbim! Daha sonra ‘lazer’ denen illete sardım. İlla yaptıracağım! Fakat herkes 18 ol bir hele o zaman geçmezse yaptırırız söz deyince vazgeçtim. Makyaj yapmamaya başladım. Ulan kaş bıyık aldırmıyordum bile sivilceler patlar iz bırakır diye. Lisenin ilk senesini bıyıklı Ayşe olarak bitirdim. ( tabi sonlara doğru pudra çantamdan eksik olmadı!) Öbür sene gene ilk seneye bakarsak daha iyiydi. Öyle böyle ben bir ağlar bir makyaj yapıp kendimi Film yıldızları gibi sanarken, bazı lanet olası kızların benimle yaşıt olmasına rağmen ‘ lan bu nasıl ergenlik hiç mi sivilcen yok yeaa senin’ diye içten içe sinir, kıskançlık krizleri geçirirken oldu sivilcelerle savaşalı tam 4 sene! Şuan ki aklımla söyleyeceklerim; gereksizmiş kaprisim, gözyaşlarım… Fakat yaşıma vermek lazım. Küçüktüm. Alışmışım güzelim yüzüme bir kez ama 4 sene içinde yüzüm, sırtım iz sivilce illa ki var fakat eskisi kadar değil. Bazen kafama takılıyor ama o da eskisi kadar değil. Makyaj yapıyorum bazen hiç yapmıyorum bile. En son doktora gittim hiç bilmediğim yeni ilaçlar aldım. En son iki sene öncesi doktora gitmiştim. Sırtımda baya büyük çıkınca hele ki regl dönemleri çok fena oluyor. Uzun lafın kısası alıştım. İlaçları kullanıp sonuçlara bakacağım. Eskisi kadar isyan etmiyorum. Ama tabi ki yine de tek dileğim tek tük kalan sivilcelerim de geçmesi. Eğer 14-15 yaşında iseniz ya da yaşınız ne olursa olsun takmayın demeyeceğim. Bu yollardan geçtim çünkü fakat daha ılımlı yaklaşın, olumlu düşünün. Sizden büyük birilerine danışın. Açıkçası ilaçlar bir gün geçirse ikinci günü çıkar tekrardan bu ergenliğin kaçınılmaz bir durumu ne yazık ki…  Olumlu düşünün yüzünüz de sivilce olması dünyanın sonu veya sizin çirkin olduğunuzu gerektirmez. Her halinizle güzelsiniz sadece büyüme aşamasındasınız. Unutmayın;  kimilerin de 30 yaşına kadar devam ediyor. Tanıdıklarım bile var öyle! Karamsar olmayın.  Her daim gülümsemeniz dileğiyle.. 

ANNE DİYEBİLMEK YA DA DİYEMEMEK?

Şuan sinirden ölücem. Bu durumda yazmak doğru değil bence malum 1-2 hafta sonra ben mi yazmışım bunu? diyorum. Ama içimi dökmem gerek. Sorun şu ki; ANNE. Annem bile demek istemiyorum artık. Bana, bize yaptıklarından sonra soğudum, onu umursamamaya aynı zamanda nefret etmeye başladım. Evet, arkadaşım değil anne o. Bencil, yalancı, kendinden çıkan bir canı bile düşünmeyecek kadar vicdansız. Hiç unutmam.. Hastaydım karnım felaket ağrıyordu. Aradım ve çok hasta olduğumu söyledim o ise uykulu bir şekilde 'hastalık hastası' olduğumu söyleyip kapamıştı. Karnımı iyice sıkmıştım o an iyice. Sadece evden çıkarken haber verir ya da izin almak zorunda kalırım. O ise kafasına göre arkadaşlarına gider, kalır. Yalancının teki. Çoğu yalanını bilmeme rağmen hep inkar eder ve üste çıkar ve zararlı çıkan yine ben olurum sonrada sinirden evi başına yıkarım ama sonuç değişmiyor işte. Gözümün önünde o yalan söyleyip üste çıkıyor nasıl nefret ediyorum nasıl. 
Tabi bazen yumuşuyorum ama herşey aklımda. Verdiği zararın farkında bile değil. Çünkü kendi dünyasında mutlu. Bir insan kendi canından olan biri olmadan nasıl mutluluğu beceriyor acaba? Ben anne olduğumda asla kıyafetleri saklamayacağım ondan, kendime ne alırsam onada alırım. Ben giyerken iç çekip bakmasın. Ya da asla ona verilen bir eşyayı asla saklayıp ondan zorla almam. Kavga ettiğimizde bile yemeğe çağırırım, ilgilenmemezlik yapmam. Bana yapılanlar gibi yapmam. Şaşırtıcı ama gerçek. Sanırım biraz rahatladım ve gözyaşlarım bitti.

İLKBAHARA MERHABA!

Günlerden Cuma. Gece uyumamış sabahlamış sabah ise öğleden sonra bir çare kalkabildim. Elektrikler kesik olduğundan söylene söylene yattım yine. Midemin gurultularını duymamaya çalışıyorum. Odamdan çıkıp kimsenin yüzünü görmek bile istemiyorum. Evet, İlkbahara giriş yapmış bulunmaktayız! Papatya toplamaya gidelim ya da uçurtma uçuralım?
Ağaçlar çiçek açıyor ve hava sanki ısınıyor biraz? Senin için nasıl peki? Duyguların sıcak mı? Ya da bahar yorgunluğu var yüreğinde? Hala kışı atamadın mı üzerinden? Kış mutsuzluk, yaz mutluluk diye gösterilmiş sanki? Peeehh.. Yağmur, toprak kokusu? Yağmur yağdığında pencereden izlerdik.. Arap kızımız vardı? Gece yatağa yattığımızda cama vuran o yağmurla yorganın içinde mutlu olurduk. Yani ben mutlu olurdum. Yazın ayrı eğlenirdik deniz, güneş.. Elimizde dondurmalar altımızda bisikletler.. (Şahsen ben hiç elimde dondurmayla bisiklet sürmeye cesaret edemedim.) Kısacası herşey zamanında güzel. İçimden geldi böyle bir yazı yazayım dedim. Günlerden Cuma.. 

19 Mart 2015 Perşembe

KİTAP ÖNERİLERİ


Bu kitapta bir sene önce çıkmıştı. Bir kızın ailesiyle çıktığı tatilde kaza yapmaları ve olay zaten sonra patlıyor. Çok etkilendim doğrusu. Çok heyecanlı ve düşündürücü. Sürükleyici sevenlere hitap ediyor. Eğer hala okumadım diyorsanız mutlaka almanızı, okumanızı tavsiye ederim.

KİTAP ÖNERİSİ


Bu kitabı belki okuyanlar olmuştur. Okumayanlar için her türlü tavsiye ederim! Kitabı 1 sene öncesi aldığım bir dergide görmüştüm. Yazmayı sevdiğim kadar okumaya da bayılırım. Kanser hastası bir kızı yaşadıklarını anlatıyor. Olayların gidiş sıralaması gayet güzel,heyecanlı. Heyecanlı olduğu kadar da üzücü bazı bölümleri. Okunmalı bence. Ayrıca kitabın kabı ayrı hoşuma gitti. Kitapçıya uğradığınız zaman mutlaka bu kitabı alın gözden geçirin, seveceğinizden eminim.