Bu
sivilce denen illete daha 14 yaşımda yakalanmıştım. O zamanlar orta son (8.
Sınıf) idim. Tek tük alnımda çıkan minik sivilceler her ne kadar batsa dahi
yüzümün bebekliğini götürmüyordu. Fakat ne yazık ki tam da liseye başlayacağım
yaz zamanları yüzüm namı değer ‘sivilce patlat oyununda ki çocuk’tan farksızdı. Aynayla yatıp aynayla
kalkmak farz olmuştu o seneler. Fakat liseye başladığım zamanlar o sivilceler
azdı kudurdu yarabbi! Yok, hastane hastane ne kadar gezsem dahi geçmedi. En
sonunda üniversitelerden birine gittik fakat kalkıp reçeteye ‘devlet hastanesinin’
verdiği o lanet olası jelden verince umudumu daha o an kaybettim. Hayır, bir de
utanmadan bunları kullan geçer diyor. Ulan onlardan evde 5 tane var. Utanmasam
o jel adına dükkan, fabrika açacağım! Ya açıkçası bende herşeyi düzgün kullananlardan
değilim. Fakat yüzümün geçmesi için değer ulan! Dedim. Fakat jel üzerine kremi
sürüp sabah okula giderken o jeli yüzümden çıkarana kadar uğraş anam uğraş!
Yüzüm suyla imtihana girdi sanarsın. Yok, anam ne kadar ilaç varsa bıraktım.
“Oluruna bırakayım ben doğal güzelim huh!!” Desem bile öbür günü ağlayıp okula
gitmediğim günleri bilirim. Herkes ayrı telden bir şey çalıyordu. Kimi ‘soğan
suyu iç kız soğan’ He oldu lavaboyla imtihana gireyim. Kimi ‘ay valla bir tarif
var benim arkadaşın yüzü gözükmüyordu sivilceden ondan bir içti oldu manken
öbür günü 30 kişi çıkma teklifi etti’ gibi. Ki en son olan büyük ihtimal
kıymetlisinden salladığı bir olay. He deyip geçtim. Manken olmuşta bilmem ne.
Hayal gücünü sikiim. Tövbe yarabbim! Daha sonra ‘lazer’ denen illete sardım. İlla
yaptıracağım! Fakat herkes 18 ol bir hele o zaman geçmezse yaptırırız söz
deyince vazgeçtim. Makyaj yapmamaya başladım. Ulan kaş bıyık aldırmıyordum bile
sivilceler patlar iz bırakır diye. Lisenin ilk senesini bıyıklı Ayşe olarak
bitirdim. ( tabi sonlara doğru pudra çantamdan eksik olmadı!) Öbür sene gene
ilk seneye bakarsak daha iyiydi. Öyle böyle ben bir ağlar bir makyaj yapıp
kendimi Film yıldızları gibi sanarken, bazı lanet olası kızların benimle yaşıt
olmasına rağmen ‘ lan bu nasıl ergenlik hiç mi sivilcen yok yeaa senin’ diye
içten içe sinir, kıskançlık krizleri geçirirken oldu sivilcelerle savaşalı tam
4 sene! Şuan ki aklımla söyleyeceklerim; gereksizmiş kaprisim, gözyaşlarım…
Fakat yaşıma vermek lazım. Küçüktüm. Alışmışım güzelim yüzüme bir kez ama 4
sene içinde yüzüm, sırtım iz sivilce illa ki var fakat eskisi kadar değil.
Bazen kafama takılıyor ama o da eskisi kadar değil. Makyaj yapıyorum bazen hiç
yapmıyorum bile. En son doktora gittim hiç bilmediğim yeni ilaçlar aldım. En
son iki sene öncesi doktora gitmiştim. Sırtımda baya büyük çıkınca hele ki regl
dönemleri çok fena oluyor. Uzun lafın kısası alıştım. İlaçları kullanıp
sonuçlara bakacağım. Eskisi kadar isyan etmiyorum. Ama tabi ki yine de tek
dileğim tek tük kalan sivilcelerim de geçmesi. Eğer 14-15 yaşında iseniz ya da
yaşınız ne olursa olsun takmayın demeyeceğim. Bu yollardan geçtim çünkü fakat
daha ılımlı yaklaşın, olumlu düşünün. Sizden büyük birilerine danışın. Açıkçası
ilaçlar bir gün geçirse ikinci günü çıkar tekrardan bu ergenliğin kaçınılmaz
bir durumu ne yazık ki… Olumlu düşünün yüzünüz de sivilce olması dünyanın
sonu veya sizin çirkin olduğunuzu gerektirmez. Her halinizle güzelsiniz sadece
büyüme aşamasındasınız. Unutmayın; kimilerin de 30 yaşına kadar devam
ediyor. Tanıdıklarım bile var öyle! Karamsar olmayın. Her daim gülümsemeniz
dileğiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder